Ev içi şiddet insan ilişkilerinin en kırılgan, en görünmez ve en karmaşık alanlarından birinde ortaya çıkan, çoğu zaman sessizce büyüyen ve ilişkilerin dokusunu derinden zedeleyen bir olgudur. Bu olgunun tek bir biçimi yoktur; tek bir nedeni, tek bir yüzü, tek bir açıklaması da yoktur. İnsan davranışı nasıl çeşitliyse, şiddetin ortaya çıkış biçimleri de o kadar çeşitlidir. Bu nedenle psikoloji literatürü, ev içi şiddeti anlamak için farklı modeller geliştirmiştir. Bu modellerden biri, şiddeti iki temel kategoriye ayırır: durumsal şiddet ve karakteristik şiddet. Bu ayrım, hem şiddetin doğasını anlamak hem de müdahale yollarını belirlemek açısından kritik bir öneme sahiptir.
Durumsal şiddet, adından da anlaşılacağı gibi, belirli bir durumun, çatışmanın veya gerilimin tetiklediği, çoğu zaman kontrolsüz bir anın ürünü olan şiddet biçimidir. Bu tür şiddette taraflar genellikle ilişkiyi yönetme becerilerinde zorlanır, duygular yükselir, iletişim kopar ve bir anda ortaya çıkan bir patlama yaşanır. Bu patlama, çoğu zaman tarafların kişilik yapılarından değil, çatışmayı yönetememe becerisinden kaynaklanır. Durumsal şiddet, ilişkideki güç dengesini kökten belirleyen bir yapı değildir; daha çok çatışma çözme becerilerinin zayıflığıyla ilişkilidir.
Karakteristik şiddet ise çok daha sistematik, çok daha köklü ve çok daha tehlikeli bir yapıya sahiptir. Bu tür şiddette şiddet bir “olay” değil, bir “düzen”dir. Bir anlık patlama değil, bir kontrol mekanizmasıdır. Şiddeti uygulayan kişi, partneri üzerinde güç kurmayı, onu kontrol etmeyi, sınırlarını belirlemeyi ve davranışlarını şekillendirmeyi amaçlar. Bu nedenle karakteristik şiddet, yalnızca fiziksel eylemlerle değil, psikolojik, ekonomik, sosyal ve cinsel kontrol biçimleriyle de kendini gösterir. Bu şiddet türünde amaç, partneri yönetmek ve onun üzerinde hâkimiyet kurmaktır.
Bu iki tür şiddetin ayrımını yapmak, hem mağdurların yaşadıklarını anlamak hem de profesyonellerin doğru müdahale yöntemlerini belirlemesi açısından hayati önem taşır. Çünkü durumsal şiddet ile karakteristik şiddetin dinamikleri, sonuçları ve iyileşme süreçleri birbirinden tamamen farklıdır. Durumsal şiddet çoğu zaman çift terapisi, iletişim becerileri eğitimi ve duygu düzenleme çalışmalarıyla ele alınabilirken, karakteristik şiddette çift terapisi çoğu zaman önerilmez; çünkü güç dengesizliği o kadar belirgindir ki, terapi ortamı bile şiddet uygulayan kişi tarafından manipüle edilebilir.
Durumsal şiddetin temelinde genellikle iletişim kopukluğu, duygusal yoğunluk, stres, problem çözme becerilerinin zayıflığı ve çatışma anında kontrol kaybı vardır. Bu tür şiddet, ilişkideki genel dinamiği belirleyen bir unsur değildir; daha çok belirli anlarda ortaya çıkan bir davranış biçimidir. Örneğin bir tartışma sırasında seslerin yükselmesi, bir eşyanın fırlatılması, kapının sertçe çarpılması veya fiziksel temasın sınırları zorlayan bir noktaya gelmesi durumsal şiddetin örnekleri olabilir. Bu tür şiddet, ilişkideki tarafların birbirlerine karşı genel tutumlarını belirlemez; daha çok o anki duygusal yoğunluğun bir sonucudur.
Karakteristik şiddette ise durum tamamen farklıdır. Bu şiddet türünde şiddet bir araçtır. Amaç, partneri kontrol etmek, onu korkutmak, davranışlarını şekillendirmek ve güç dengesini sürekli olarak şiddet uygulayan kişinin lehine tutmaktır. Bu nedenle karakteristik şiddet, yalnızca fiziksel eylemlerle sınırlı değildir. Psikolojik manipülasyon, ekonomik kısıtlama, sosyal izolasyon, tehdit, aşağılama, kıskançlık adı altında kontrol, partnerin özgüvenini sistematik olarak zayıflatma gibi pek çok davranış bu şiddet türünün parçasıdır. Bu şiddet türünde şiddet uygulayan kişi genellikle davranışlarının sorumluluğunu almaz, partnerini suçlar, manipüle eder ve çoğu zaman dışarıya tamamen farklı bir yüz gösterir.
Durumsal şiddet yaşayan çiftlerde taraflar genellikle şiddetin yanlış olduğunu kabul eder, pişmanlık duyar ve değişim için motivasyon gösterebilir. Bu tür şiddette tarafların birbirlerine karşı temel bir sevgi ve bağlılık duygusu vardır. Sorun bu duyguları sağlıklı bir şekilde ifade edememeleridir. Bu nedenle durumsal şiddet yaşayan çiftlerde doğru müdahalelerle iyileşme mümkündür. İletişim becerilerinin geliştirilmesi, duygusal farkındalığın artırılması, çatışma çözme yöntemlerinin öğrenilmesi ve stres yönetimi çalışmaları bu tür ilişkilerde etkili olabilir.
Karakteristik şiddette ise durum çok daha karmaşıktır. Bu tür şiddet yaşayan kişiler çoğu zaman ilişkiden çıkmakta zorlanır. Çünkü şiddet uygulayan kişi onları ekonomik, duygusal veya sosyal olarak bağımlı hale getirmiş olabilir. Ayrıca karakteristik şiddet uygulayan kişiler genellikle değişime dirençlidir. Çünkü şiddet onlar için bir güç aracıdır ve bu gücü kaybetmek istemezler. Bu nedenle karakteristik şiddet yaşayan kişiler için güvenlik planlaması, bireysel destek, sosyal kaynaklara erişim ve gerektiğinde hukuki yollar çok daha önceliklidir.
Durumsal şiddet ile karakteristik şiddetin ayrımını anlamak, mağdurların yaşadıklarını doğru bir çerçeveye oturtmak açısından da önemlidir. Çünkü birçok kişi yaşadığı şiddeti “bir kerelik bir olay” olarak yorumlayabilir, partnerinin “sinirlendiği için” böyle davrandığını düşünebilir veya şiddetin kendi davranışlarından kaynaklandığını sanabilir. Oysa karakteristik şiddette şiddet bir kerelik bir olay değildir, bir döngüdür. Bu döngü genellikle üç aşamadan oluşur: gerilim birikimi, şiddet olayı ve balayı dönemi. Balayı döneminde şiddet uygulayan kişi özür diler, pişmanlık gösterir, değişeceğine dair sözler verir. Ancak bir süre sonra döngü yeniden başlar. Bu döngü mağdurun ilişkide kalmasını kolaylaştıran bir psikolojik tuzak yaratır.
Durumsal şiddette ise döngü bu kadar belirgin değildir. Şiddet bir döngünün parçası olmaktan ziyade, belirli bir çatışmanın sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle durumsal şiddet yaşayan kişiler genellikle şiddetin tekrar etmesini istemez, bundan rahatsız olur ve çözüm arayışına girebilir. Bu tür ilişkilerde tarafların birbirlerine karşı temel bir iyi niyet ve değişim isteği vardır.
Bu iki şiddet türünün ayrımını yapmak, profesyoneller için de kritik bir beceridir. Çünkü yanlış müdahale yöntemleri, özellikle karakteristik şiddet yaşayan kişiler için tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Örneğin karakteristik şiddet yaşayan bir çifti çift terapisine yönlendirmek, şiddet uygulayan kişinin terapi ortamını manipüle etmesine, mağduru suçlamasına ve hatta şiddeti artırmasına neden olabilir. Bu nedenle profesyonellerin şiddetin türünü doğru bir şekilde değerlendirmesi, mağdurun güvenliğini önceliklendirmesi ve uygun müdahale yöntemlerini belirlemesi gerekir.
Durumsal şiddet ile karakteristik şiddetin ayrımını anlamak, ilişkilerdeki güç dinamiklerini de anlamayı gerektirir. Durumsal şiddette güç dengesi genellikle eşittir. Taraflar birbirlerine karşı benzer düzeyde etkiye sahiptir. Karakteristik şiddette ise güç dengesizliği belirgindir. Bir taraf diğerini kontrol eder, sınırlarını belirler ve davranışlarını şekillendirir. Bu nedenle karakteristik şiddet yaşayan kişiler çoğu zaman ilişkide kendilerini güçsüz, çaresiz ve sıkışmış hisseder.
Bu ayrım aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleriyle de ilişkilidir. Karakteristik şiddet çoğu zaman ataerkil normların, güç ilişkilerinin ve toplumsal beklentilerin bir yansımasıdır. Bu tür şiddet yalnızca bireysel bir davranış değil, aynı zamanda toplumsal bir yapının ürünüdür. Durumsal şiddet ise daha çok bireysel becerilerle, duygusal düzenleme kapasitesiyle ve ilişki dinamikleriyle ilişkilidir.
Ev içi şiddetin her türü ciddidir ve her türü mağdur üzerinde derin izler bırakabilir. Ancak karakteristik şiddetin etkileri çok daha yıkıcıdır. Çünkü mağdurun benlik algısını, özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve yaşam alanını sistematik olarak zayıflatır. Bu nedenle karakteristik şiddet yaşayan kişilerin destek alması, güvenlik planlaması yapması ve sosyal kaynaklara erişmesi hayati önem taşır.
Durumsal şiddet yaşayan kişiler için ise farkındalık, iletişim becerilerinin geliştirilmesi ve duygusal düzenleme çalışmaları önemli bir rol oynar. Bu tür ilişkilerde tarafların birbirlerini anlamaya, dinlemeye ve duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etmeye yönelik çabaları iyileşme sürecini destekler.
Ev içi şiddetin iki türünü anlamak, ilişkilerde yaşanan sorunları doğru bir çerçeveye oturtmak açısından da önemlidir. Çünkü birçok kişi yaşadığı şiddeti normalleştirebilir, partnerinin davranışlarını mazur görebilir veya kendi davranışlarını suçlayabilir. Oysa şiddetin türünü anlamak, yaşananların sorumluluğunu doğru yere koymak ve doğru destek yollarını belirlemek için kritik bir adımdır.
Durumsal şiddet ile karakteristik şiddetin ayrımını bilmek aynı zamanda toplumsal farkındalığı artırmak açısından da önemlidir. Çünkü toplumda şiddet çoğu zaman tek bir kategoriymiş gibi ele alınır. Oysa şiddetin türleri, dinamikleri ve sonuçları birbirinden farklıdır. Bu farkı bilmek, hem mağdurları anlamayı hem de şiddetle mücadele yöntemlerini geliştirmeyi kolaylaştırır.
Ev içi şiddet yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Bu nedenle şiddetin türlerini anlamak, toplumsal farkındalığı artırmak ve şiddetle mücadele yöntemlerini geliştirmek için önemli bir adımdır. Durumsal şiddet ile karakteristik şiddetin ayrımını bilmek, hem mağdurların yaşadıklarını anlamayı hem de profesyonellerin doğru müdahale yöntemlerini belirlemesini sağlar.
Bu ayrım aynı zamanda ilişkilerdeki güç dinamiklerini, iletişim biçimlerini ve duygusal düzenleme becerilerini anlamak açısından da önemlidir. Durumsal şiddet yaşayan kişiler için iletişim becerilerinin geliştirilmesi, duygusal farkındalığın artırılması ve çatışma çözme yöntemlerinin öğrenilmesi önemli bir rol oynar. Karakteristik şiddet yaşayan kişiler için ise güvenlik planlaması, bireysel destek ve sosyal kaynaklara erişim hayati önem taşır.
Durumsal şiddet ile karakteristik şiddetin ayrımını anlamak, aynı zamanda ilişkilerdeki duygusal bağın doğasını anlamak açısından da önemlidir. Durumsal şiddet yaşayan kişiler genellikle ilişkide kalmak ister, partnerleriyle olan bağlarını sürdürmek ister ve değişim için çaba gösterebilir. Karakteristik şiddet yaşayan kişiler ise çoğu zaman ilişkide kalmak zorunda hisseder. Çünkü şiddet uygulayan kişi onları ekonomik, duygusal veya sosyal olarak bağımlı hale getirmiş olabilir.
Ev içi şiddetin iki türünü anlamak, aynı zamanda iyileşme sürecini anlamak açısından da önemlidir. Durumsal şiddet yaşayan kişiler için iyileşme süreci genellikle iletişim becerilerinin geliştirilmesi, duygusal farkındalığın artırılması ve çatışma çözme yöntemlerinin öğrenilmesiyle desteklenir. Karakteristik şiddet yaşayan kişiler için ise iyileşme süreci çok daha karmaşıktır; güvenlik planlaması, bireysel destek, sosyal kaynaklara erişim ve gerektiğinde hukuki yollar bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Uzm. Kl. Psk. Bensu Erkişi



