D Psikiyatri Psikoterapi

  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • Foto Albümü
    • Hazırlayanlar
  • Psikiyatri
    • Hastalıklar
    • Tedaviler
    • Psikiyatride Önemli Kişiler
    • Genel Psikiyatri
    • Kaynakça
  • Psikoterapi
  • Makaleler
  • Dünyaya Yön Verenler
  • Blog
  • İletişim
Randevu
  • Anasayfa
  • Psikoterapi
  • Lavaboda Bekletmek
28 Kasım 2025 Cuma / Kategori Psikoterapi

Lavaboda Bekletmek

İlişkilerde çatışma kaçınılmazdır. İki farklı geçmişe, iki ayrı duygu dünyasına, iki ayrı algı sistemine sahip bireylerin bir araya gelmesi zamanla sürtünme yaratır. Bu sürtünme bazen yapıcı bir dönüşümün habercisi olurken, bazen de yıkıcı bir döngünün başlangıcına dönüşebilir. Özellikle tartışma anlarında bir konunun etrafında başlayan gerilim, hızla başka konuların da dahil olduğu bir yangına dönüşebilir. İşte tam da bu noktada “lavaboda bekletmek” metaforu devreye girer. Bu metafor, kavga anında biriken tüm konuları aynı anda gündeme getirmenin ilişkiyi nasıl zedelediğini anlatmak için güçlü bir görsel araçtır.

Bir mutfakta düşünelim: Lavaboda biriken kirli tabaklar, bardaklar, çatal-kaşıklar… Her biri farklı bir öğünden kalma, farklı bir zamanın izini taşıyan nesneler. Hepsi bir arada durdukça görüntü rahatsız edici hale gelir. Ancak bu birikmişlik tek seferde temizlenmek zorunda değildir. Öncelik sırasına göre birer birer ele alınabilir. İletişimde de durum aynıdır. Bir tartışma başladığında, o anki konu neyse sadece onun üzerinde kalmak gerekir. Diğer tüm birikmiş meseleler lavaboda bekletilmelidir. Çünkü kavga anı duyguların yoğunlaştığı, algıların daraldığı, savunma mekanizmalarının tetiklendiği bir andır. Bu anda birden fazla konuyu gündeme getirmek, karşı tarafın savunmaya geçmesine, iletişimin kesilmesine ve ilişkinin zarar görmesine neden olur.

İnsan zihni özellikle stres altında sınırlı işlem kapasitesine sahiptir. Tartışma anında bireyler genellikle “haklı çıkma” motivasyonuyla hareket eder. Bu motivasyon, empatiyi ve dinlemeyi ikinci plana iter. Eğer bu anda sadece tartışılan konuya odaklanmak yerine, geçmişte yaşanmış ve çözülmemiş diğer meseleler de gündeme getirilirse zihinsel yük artar. Bu yük bireyin kendini ifade etme kapasitesini düşürür, karşı tarafın da dinleme kapasitesini sınırlar ve tartışma bir çözüm alanı olmaktan çıkar, bir hesaplaşma arenasına dönüşür.

“Sen zaten geçen hafta da böyle yapmıştın!”, “Zaten hep aynı şeyi söylüyorsun!”, “Hiçbir zaman beni dinlemiyorsun!” gibi genellemeler, lavaboda bekletilmesi gereken konuların o anda masaya sürülmesidir. Bu cümleler o anki tartışmanın özünü bozar. Çünkü artık mesele (örneğin bulaşıkların yıkanmaması değil) kişinin tüm ilişki boyunca hissettiği değersizlik duygusudur. Bu duygunun tartışma anında gündeme gelmesi, karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olur. Savunma iletişimi keser. İletişim kesildiğinde ise çözüm değil, daha fazla kırılma yaşanır.

Lavaboda bekletmek bir erteleme değil, bir stratejidir. Bu strateji duygusal zekânın bir göstergesidir. Tartışma anında hangi konunun ele alınması gerektiğini bilmek, diğerlerini ne zaman ve nasıl gündeme getireceğini planlamak, bireyin ilişki yönetimindeki olgunluğunu gösterir. Bu olgunluk, hem kendini hem karşı tarafı korur. Çünkü her konu kendi bağlamında ele alındığında anlamlıdır. Konular birbirine karıştığında anlamlar da karışır. Bu karışıklık ilişkide güveni ve açıklığı zedeler.

Psikolojik olarak lavaboda bekletmek, bireyin kendi duygularını regüle edebilme kapasitesiyle ilgilidir. Duygusal regülasyon, kişinin yoğun duygular altında bile düşünsel kontrolünü koruyabilmesidir. Bu kontrol, tartışma anında hangi cümlelerin söyleneceğini, hangi konuların gündeme getirileceğini belirler. Eğer bu kontrol sağlanamazsa, birey geçmişte yaşadığı tüm kırgınlıkları bir anda dile getirir. Bu dile getiriş bir boşalma gibi görünse de aslında karşı taraf için bir saldırı olarak algılanır. Saldırıya maruz kalan kişi kendini savunur. Savunma empatiyi engeller. Empati engellendiğinde ise ilişki duygusal bağını kaybeder.

İlişkilerde sağlıklı iletişim zamanlama ile ilgilidir. Her şeyin bir zamanı vardır. Bir konunun ne zaman ve nasıl dile getirileceği onun etkisini belirler. Lavaboda bekletmek, bu zamanlamayı doğru yapabilmek için bir araçtır. Tartışma anında sadece o anki konuya odaklanmak, diğerlerini sonra ele almak, ilişkinin sürdürülebilirliğini sağlar. Çünkü ilişki sadece sorunların çözümünden ibaret değildir. Aynı zamanda duygusal bağın korunması, güvenin sürdürülmesi, saygının devam ettirilmesi gerekir. Bu bağlar, tartışma anında birden fazla konunun gündeme getirilmesiyle zedelenebilir.

Bu noktada, bireylerin kendilerine şu soruyu sorması gerekir: “Bu konuyu şimdi mi dile getirmeliyim, yoksa sonra mı?” Eğer cevap “şimdi” ise sadece o konuya odaklanılmalıdır. Diğer konular lavaboda bekletilmelidir. Bekletilen konular unutulmaz. Sadece uygun zaman geldiğinde, uygun bağlamda ele alınır. Bu ele alış daha yapıcı olur. Çünkü o anda duygular daha regüle edilmiş, algılar daha açık, empati daha güçlüdür.

Lavaboda bekletmek aynı zamanda ilişkiye duyulan saygının bir göstergesidir. Karşı tarafın duygusal kapasitesine, o anki ruh haline, iletişimdeki açıklığına saygı duymaktır. Bu saygı ilişkinin uzun vadeli sağlığını korur. Çünkü ilişki sadece bireylerin ihtiyaçlarını karşılamakla değil, aynı zamanda birbirlerine alan tanımakla da ilgilidir. Bu alan tartışma anında hangi konuların gündeme getirileceğini belirler.

Yani lavaboda bekletmek bir iletişim stratejisidir. Bu strateji bireyin duygusal zekâsını, ilişki yönetim becerisini, empati kapasitesini ve zamanlama duyarlılığını gösterir. Tartışma anında sadece o anki konuya odaklanmak, diğerlerini sonra ele almak, ilişkinin duygusal bağlarını korur. Bu koruma, ilişkinin sürdürülebilirliğini sağlar. Çünkü her ilişki zamanla biriken duygularla doludur. Bu duygular doğru zamanda, doğru şekilde ele alındığında ilişkiyi güçlendirir. Yanlış zamanda, yanlış şekilde gündeme getirildiğinde ise ilişkiyi zedeler.

Lavaboda bekletmek bu ayrımı yapabilmenin anahtarıdır. Tartışma anında biriken tüm konuları bir anda gündeme getirmek yerine sadece o anki meseleye odaklanmak, diğerlerini sonra ele almak hem bireyin hem ilişkinin sağlığı için gereklidir. Bu gereklilik duygusal olgunlukla mümkündür. Duygusal olgunluk ise zamanla gelişir. Her tartışma bu olgunluğu geliştirmek için bir fırsattır. Bu fırsat doğru kullanıldığında ilişkiyi dönüştürür. Yanlış kullanıldığında ise ilişkiyi yıpratır.

İşte bu yüzden lavaboda bekletmek bir erteleme değil, bir koruma biçimidir. İlişkinin duygusal bağlarını, iletişimdeki açıklığı, karşılıklı saygıyı korumak için kullanılan bir stratejidir. Bu strateji, her bireyin kendi ilişki pratiğinde geliştirmesi gereken bir beceridir. Çünkü her ilişki adeta bir mutfak gibidir. Zamanla kirlenen tabaklar, bardaklar, çatal-kaşıklar olur. Hepsi bir anda temizlenemez. Öncelik sırasına göre, birer birer ele alınır. İletişimde de konular birer birer ele alındığında ilişki daha sağlıklı, daha güçlü, daha sürdürülebilir hale gelir. Çünkü ilişki sadece bugünü değil, yarını da kapsar. Bugünün tartışması, yarının güvenini belirler. Eğer bugün biriken tüm meseleler aynı anda gündeme getirilirse, yarın için güvenli bir alan kalmaz. Karşı taraf, her tartışmada yeni bir dosya açılacağını bilir ve bu beklenti iletişimde açıklığı azaltır. Açıklık azaldığında bireyler kendilerini ifade etmekten çekinir. Bu çekinme duygusal mesafeyi artırır. Duygusal mesafe arttıkça ilişki mekanikleşir. Mekanikleşen ilişki de duygusal bağını kaybeder.

Lavaboda bekletmek bu mekanikleşmeyi engelleyen bir duygusal stratejidir. Çünkü bu strateji bireyin kendi duygularını tanımasını, onları yönetmesini ve ilişki bağlamında uygun şekilde ifade etmesini sağlar. Bu ifade biçimi karşı tarafın da duygularını tanımasına ve yönetmesine alan açar. Alan açmak ilişkideki en temel ihtiyaçlardan biridir. Her birey duygularını ifade edebileceği, anlaşılabileceği, yargılanmadan dinlenebileceği bir alana ihtiyaç duyar. Bu alan, tartışma anında birden fazla konunun gündeme getirilmesiyle daralır. Daralan alan bireyin kendini koruma refleksini tetikler. Bu refleks, savunma, kaçınma, saldırı gibi iletişim engellerini doğurur.

İletişim engelleri ilişkideki duygusal bağları zayıflatır. Bu bağlar zayıfladığında ilişki sadece işlevsel bir birlikteliğe dönüşür. Oysa sağlıklı bir ilişki hem işlevsel hem duygusal bağları içermelidir. Bu bağların korunması, tartışma anında gösterilen duygusal olgunlukla mümkündür. Duygusal olgunluk lavaboda bekletmeyi bir erteleme değil, bir koruma biçimi olarak görebilmektir. Bu bakış açısı, bireyin kendi duygularına ve karşı tarafın duygularına saygı duymasını sağlar.

Saygı ilişkideki en temel yapıtaşlarından biridir. Tartışma anında bile korunması gereken bir değerdir. Bu değerin korunması iletişimin niteliğini belirler. Nitelikli iletişim sadece bilgi alışverişi değil, aynı zamanda duygu alışverişidir. Bu alışverişin sağlıklı olması zamanlama, bağlam ve ifade biçimiyle ilgilidir. Lavaboda bekletmek, bu üç unsuru dengeleyen bir iletişim pratiğidir. Bu pratik bireyin ilişkideki rolünü, sorumluluğunu ve etkisini fark etmesini sağlar.

Farkındalık ilişkideki dönüşümün başlangıcıdır. Her tartışma bu farkındalığı artırmak için bir fırsattır. Bu fırsat, lavaboda bekletilen konuların uygun zamanda, uygun bağlamda ele alınmasıyla değerlendirilir. Bu değerlendirme ilişkinin derinleşmesini sağlar. Derinleşen ilişki daha dayanıklı hale gelir. Dayanıklılık, ilişkideki kriz anlarında bile bağın kopmamasını sağlar. Bu bağ, lavaboda bekletilen konuların doğru şekilde ele alınmasıyla güçlenir.

Güçlü bir ilişki sadece mutlu anlardan değil, kriz anlarından da beslenir. Bu beslenme tartışma anında gösterilen duygusal olgunlukla mümkündür. Duygusal olgunluk, lavaboda bekletmeyi bir strateji olarak kullanabilmektir. Bu strateji bireyin kendi duygularını tanıması, onları yönetmesi ve ilişki bağlamında uygun şekilde ifade etmesiyle işlerlik kazanır. Bu işlerlik ilişkinin sürdürülebilirliğini sağlar.

Sürdürülebilir bir ilişki, zamanla biriken duyguların doğru şekilde ele alınmasıyla mümkündür. Bu ele alış, lavaboda bekletilen konuların uygun zamanda gündeme getirilmesiyle gerçekleşir. Bu gerçekleşme ilişkinin duygusal bağlarını korur, güveni artırır, açıklığı destekler. Açıklık ilişkideki en temel ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyaç, tartışma anında birden fazla konunun gündeme getirilmesiyle zarar görür. Bu zararın önlenmesi lavaboda bekletme stratejisiyle mümkündür.

Uzm. Kl. Psk. Bensu Erkişi

  • Tweet
Tagged under: İletişim, İlişkiler, Kişiler Arası İletişim, Kişiler Arası İlişkiler, Lavaboda Bekletmek

Bundan sonra ne okuyabilirsiniz?

Çocuklukta Oluşan Yaralarımızı Ne Zaman Fark Ederiz?
Psikolog ile psikolojik danışman arasında ne fark vardır?
Değişen Dengelere Uyum Sağlamanın Evliliğe Getirdiği Sorunlar

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Konu Başlıkları

  • Dünyaya Yön Verenler
  • Genel Psikiyatri
    • Çocuk ve Ergen Psikiyatri & Psikoterapi
  • Hastalıklar – DSM-IV Sınıflandırılması
    • Anksiyete Bozuklukları
    • Başka Bir Yerde Sınıflandırılamayan Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Ruhsal Bozukluklar
    • Başka Yerde Sınıflandırılmamış Dürtü Denetim Bozuklukları
    • Cinsel Bozukluklar ve Cinsel Kimlik Bozuklukları
      • Cinsel İşlev Bozuklukları
      • Cinsel Kimlik Bozuklukları
      • Parafililer
    • Delirium, Demans, Amnestik ve Diğer Bilişsel Bozukluklar
    • Dissosiyatif Bozukluklar
    • Duygudurum Bozukluğu
    • Genellikle İlk Kez Bebeklik, Çocukluk ya da Ergenlik Döneminde Tanısı Konan Bozukluklar
    • İlişki Sorunları
    • Kişilik Bozuklukları
    • Klinik İlgi Odağı Olabilecek Durumlar
    • Madde Kullanımı İle İlişkili Bozukluklar
    • Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklar
    • Somatofrom Bozukluklar
    • Uyku ve Uyku Bozuklukları
    • Uyum Bozuklukları
    • Yapay Bozukluklar
    • Yeme Bozuklukları
  • Makaleler
  • Psikiyatride Önemli Kişiler
  • Psikoterapi
  • Tedaviler
    • Biyolojik Tedaviler
      • EKT
      • İlaçlar
    • Psikoterapiler

En çok okunanlar

© 2025 D Psikiyatri Tüm hakları saklıdır.
Tasarım Uygulama SyberiumTechs

YUKARI