İlişkilerde “Taşma” (Flooding) fenomeni, psikolojik araştırmaların ve özellikle Dr. John Gottman’ın çalışmalarının merkezinde yer alan, bir ilişkinin sağlığını ciddi şekilde tehdit eden kritik bir duygusal ve fizyolojik durumu ifade eder. Bu, kişinin duygusal regülasyon sisteminin çöktüğü, stresle başa çıkma kapasitesinin tamamen aşıldığı ve yoğun duygusal yükün kontrolsüz bir şekilde patlak verdiği anlardır. Taşma basit bir
İlişkide tırmanma kavramı romantik ilişkilerde yaşanan çatışmaların giderek yoğunlaşması ve tarafların birbirine karşı daha sert, daha kırıcı ve daha yıkıcı tepkiler vermesi sürecini ifade eder. Bu süreç genellikle küçük bir anlaşmazlıkla başlar ve zamanla büyüyerek ilişkinin temel dinamiklerini tehdit eden bir noktaya ulaşır. Psikoloji literatüründe bu durum iletişim biçimlerinin bozulması, duygusal regülasyonun zayıflaması ve karşılıklı
İlişkilerde çatışma çoğu insanın sandığının aksine bir bozulma işareti değil, iki farklı zihnin, iki farklı geçmişin ve iki farklı ihtiyaç sisteminin bir araya gelmesinin doğal sonucudur. Ancak çatışmanın kendisi değil, çatışmanın nasıl yönetildiği ilişkiyi belirleyen asıl matematiksel değişkendir. Bu nedenle ilişkilerdeki çatışma matematiği duygusal süreçlerin rastlantısal bir toplamı değil; belirli örüntülerin, tekrar eden davranış döngülerinin,
İnsanların birbirleriyle kurdukları ilişkiler çoğu zaman sadece söylediklerinden veya gösterdiklerinden ibaret değildir. Asıl belirleyici olan kişinin derinlerde taşıdığı değerler, inançlar, korkular ve geçmiş deneyimlerinin bugüne kattığı anlamlardır. Hayal kapanının sihirli soruları tam da bu görünmez yapıyı görünür hale getirmek için kullanılan güçlü bir yöntemdir. Bu sorular, bir ilişki içinde yaşanan tartışmaların ardındaki kişisel hikâyeyi ortaya
İlişkilerdeki sihirli oran, psikoloji literatüründe çiftlerin mutluluğunu ve uzun vadeli uyumunu açıklayan en güçlü göstergelerden biri olarak kabul edilir. Bu kavram John Gottman’ın yıllar süren araştırmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Gottman, çiftlerin tartışmalarını ve günlük etkileşimlerini laboratuvar ortamında gözlemleyerek, hangi davranışların ilişkileri sürdürülebilir kıldığını ve hangilerinin yıkıcı bir etki yarattığını incelemiştir. Araştırmalarının sonucunda ulaştığı bulgu, mutlu
Bir kavga ele alınmadığında, aslında yalnızca bir tartışmanın üstü örtülmüş olmaz. Aynı zamanda bireyin iç dünyasında, ilişkilerin dokusunda ve toplumun kolektif hafızasında derin izler bırakılır. İnsan doğası gereği çatışmadan kaçınmaya eğilimlidir. Çünkü çatışma çoğu zaman rahatsızlık, huzursuzluk ve belirsizlik yaratır. Ancak bu kaçınma, kısa vadede huzur yanılsaması sağlasa da uzun vadede daha büyük kırılmaların zeminini
İlişkilerde çatışma kaçınılmazdır. İki farklı geçmişe, iki ayrı duygu dünyasına, iki ayrı algı sistemine sahip bireylerin bir araya gelmesi zamanla sürtünme yaratır. Bu sürtünme bazen yapıcı bir dönüşümün habercisi olurken, bazen de yıkıcı bir döngünün başlangıcına dönüşebilir. Özellikle tartışma anlarında bir konunun etrafında başlayan gerilim, hızla başka konuların da dahil olduğu bir yangına dönüşebilir. İşte
Kavga insan ilişkilerinin en çıplak, en yoğun ve en karmaşık yüzlerinden biridir. İki kişinin, bir grubun ya da bir toplumun içinde patlayan bu çatışma hali, yalnızca öfkenin dışavurumu değil aynı zamanda kimliklerin, değerlerin, güç algılarının ve duygusal ihtiyaçların birbirine çarpıştığı bir sahnedir. Kavganın anatomisini anlamak yalnızca “neden kavga ederiz” sorusuna cevap aramak değildir. Aynı zamanda
İletişim teşebbüsü, insanın varoluşunun en temel göstergelerinden biridir. Çünkü birey, kendisini ifade etme ihtiyacıyla doğar ve yaşamının her aşamasında bu ihtiyacı farklı biçimlerde sürdürür. İletişim yalnızca sözcüklerin aktarımı değil aynı zamanda duyguların, düşüncelerin, niyetlerin ve beklentilerin görünür hale gelmesidir. Bu nedenle iletişim teşebbüsü, bireyin iç dünyası ile dış dünyası arasında kurduğu köprünün ilk adımıdır. İnsan,
İnsan ilişkilerinin en çarpıcı ve en kırılgan anlarından biri hiç kuşkusuz kavgalardır. Kavga yalnızca seslerin yükseldiği, kelimelerin sertleştiği bir an değildir. Aynı zamanda iki kişinin ya da bir grubun iç dünyalarının, beklentilerinin, kırgınlıklarının ve bastırılmış duygularının yüzeye çıktığı bir sahnedir. Bu sahne kimi zaman bir çözümün başlangıcı olabilirken, kimi zaman da ilişkilerin en derin yaralarını










